Erzurum

Rüya Şehir

Palandöken dağının oksijeni zengin eteklerine konumlanmış tarihi bir şehir olan Erzurum emsalsiz mirasa sahip olmaktan gurur duymaktadır.

Büyüyen nüfusu ile Erzurum, Doğu Anadolu Bölgesinin en büyük şehirlerinden birisidir. Şiddetli yağış, kış boyunca kar yağışı ve yaz süresi boyunca pek çok güneş ışığı aldığı için nemli karasal iklime sahiptir.

Coğrafyası eski ticaret yollarının kavşağında olmasından dolayı, Erzurumun kültürel mirası zengin mutfak mirasını içine alan Kalkolit ve Tunç devri gibi birçok toplum tarafından yetiştirilmiştir.

Erzurum Anadolu etkisini Doğu coğrafyasında aramak isteyenler için harika bir istikamettir.

Burada şehrin tarihini öğrenmeye başlamak için ziyaret edilebilecek başlıca müzeler şunlardır: Arkeoloji Müzesi, Atatürk Evi Müzesi, Yakutiye Medresesi, Etnografya Müzesi, 23.Kongre Salonu. Bu müzeler şehrin uzak ve yakın tarihine ışık tutmaktadır. Buna ek olarak, İpek Yolu üzerinde kullanılan Erzurum kalesini ve emsalsiz mimarı stiline sahip olan üç Kümbetleri görmek isteyebilirsiniz.

Önceden şehri korumak ve gözetmek için kullanılan pek çok harabe yapı bulunmaktadır. Gözlem Kulesi, Narman Samikale Kalesi, Erzurum, Pasinler,İspir ve Oltu, hepsi emsalsiz mimarı özellikleriyle tarihin izlerini sürmektedir. Asya ve Anadolu'da geçiş bölgesi olan Erzurum ayrıca dini bir merkez olarak da zenginleşmiştir. Penek Köy Kilisesi, Meryem Ana Kilisesi, Lala Mustafa Paşa Camisi, Ulu Cami, Gürcistan Kapı Kilisesi tarihi olarak sıklıkla ziyaret edilen dini cazibe merkezleridir.

Elmali Cam Mağarası ve Yıldızkaya Köy Mağarası şehrin iki doğal harikasıdır. Damlataş ve dikitlerle dekor edilen koridorlarıyla, ruhani bir hava hissi vermektedir.

Yorgunluğu silkip atan ve iyileştirici sakin kaynağıyla, Şehrin merkezindeki ılıcalar sadece sizin için. Ilıca, Pasinler ve Akdağ sağlık ılıcaları tıbbı ve zengin mineral kaynakları sağlamaktadır.

Erzurum Deneyimi

Erzurum, üstünde bulunduğu platosu, çevrili olduğu sıradağlar ve yaylaları ile Türkiye’nin en yüksek şehri konumundadır. Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan Erzurum’unkuzeyinde Artvin-Rize, batısında Bayburt-Erzincan, güneyinde Bingöl-Muş, doğusunda Ağrı -Kars illeri bulunmaktadır. Şehir, Fırat nehrinin başlangıcı olan Karasu’nun yukarı havzasında kendi adı ile anılan ovanın güneydoğusundaki Palandöken dizisinin Eğerli Dağı eteğinde geniş bir alana yayılmıştır.

Erzurum, Orta Çağ’dan itibaren, İran-Hint ve Orta Asya ticaretinin Akdeniz ülkelerinegiden önemli bir konaklama ve ticaret merkezi olmuştur. Başta Bizans, Selçuklu ve Osmanlı olmak üzere çok sayıda medeniyete evsahipliği yapan Erzurum; Çifte Minareli Medrese, Ulu Cami, Yakutiye Medresesi, Erzurum Kalesi gibi bu medeniyetlere ait önemli eserleri günümüze taşımayı başarmıştır. Şehrin yakın coğrafyasında ise Anı Antik Kenti (250 km), İshak Paşa Sarayı (280 km) gibi önemli tarihi yerler bulunmaktadır. Yüksek irtifa antrenmanı, kış sporları ve doğa sporları için avantajlı coğrafi değerlere ve doğal koşullara sahip Erzurum, ulaşım rahatlığıyla da dikkat çekicidir. Erzurum Havaalanı’ndan şehir merkezi 10 km, Palandöken Kayak Merkezi ise yalnızca 15 km’dir.

Doğal koşullarının ve coğrafî konumunun elverişliliği yanında, önemli uygarlık merkezlerine yakınlığı, Erzurum’un Anadolu’daki en eski yerleşim merkezlerinden biri olmasını sağladı. Bulunan bazı taş araçlar yöredeki yerleşimin geçmişini Yontma Taş Çağı’na kadar g.türmektedir. Anadolu’nun en eski devlet-lerinden biri olan Hititler’in sınırında yer alan bölge, pek çok savaşa ve istilaya sahne oldu. MÖ 3000’den sonra sırasıyla Hurriler, Hayaşalar, Urartular, Asurlar, Kimmerler, İskitler, Medler ve Persler’in egemen olduğu bölgeyi MÖ 4. yüzyılda Makedonya Kralı İskender ele geçirdi. İskender’in ölümü ile Selökidler ve sonra da Roma İmparatorluğu’nun hüküm sürdüğü bölgede, Romalılar’la Partlar arasında kanlı savaşlar meydana geldi. Roma’nın bölünmesiyle 395 yılında Bizans İmparatorluğu’nun payına düşen Erzurum, Bizanslılar ile Sasaniler arasında birkaç kez el değiştirdi. Karadeniz’in kuzeyinde kurulan Hun Devleti de bu bölgeyi 295-398 yılları arasında istila ederek Anadolu’ya ilk Türk girişini gerçekleştirdi.

Panoramic view of Erzurum and the Market – F.R Chesney -1836
Erzurum‘un görünüşü ve pazar-F.R Chesney- 1836

Bu dönemlerde Erzurum’un yerinde Karin adında bir şehir, Erzurum Ovası’nın batı bölümünde de Erzen adıyla başka bir şehir bulunurdu. Erzurum bölgesini Hunlar’dan geri alan Bizans İmparatoru II. Theodosius’in (408-450) doğudaki generali Anatolius, İran’dan gelecek saldırılara karşı 412 ve 415 yılları arasında Karin’in bulunduğu bölgenin en stratejik yerine kale inşa ettirdi ve şehrin adını “Theodosiopolis” olarak değiştirdi.



Hz. Ömer zamanında 638’de İyas oğlu Ganem komutasındaki İslam ordusu Erzurum’u fethetti. Ancak Arapların şehre tam olarak yerleşmesi mümkün olmadı. Erzurum 949 yılına kadar Bizans İmparatorluğu ile Emevi ve Abbasiler’den oluşan Müslüman Araplar arasında pek çok kez el değiştirdi. Müslüman Araplar 949 yılında Bizans İmparatorluğu ile yaptıkları savaşı kaybedince bölgedeki hâkimiyetlerini de tamamen yitirdiler. Müslümanlar Theodosiopolis’e “Halı Şehri” anlamına gelen “Kalikala” ismini verdiler. 7. yüzyılda nüfusu 200 bine yükselen Erzurum, o dönemde dünyanın en büyükşehirlerinden biri konumundaydı.

1048’de Doğu Anadolu bölgesini fethetmek üzere Bizans topraklarına giren Selçuklu Türkleri, Erzurum Ovası’nın batısındaki Erzen’i ele geçirdiler. Saldırılar sonucu harap olmuş Erzen’den kaçan halk Kalikala’ya sığınarak buranın adını Erzen olarak değiştirdi. Saldırılar sonucunda harap olmuş asıl Erzen’e Türkler, Kara Erzen ve zamanla Karaz adını verdiler. Yeni Erzen ise daha sonra Erzen-i Rum ve Erzurum ismine d.nüştü. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Selçuklu Sultanı Alparslan’ın komutanlarından Ebul Kasım’ın, Bizanslılar’ı yenerek Erzurum’u fethetmesiyle şehir tekrar müslümanların hâkimiyetine geçti. Erzurum ve civarında kurulan Saltuklular Anadolu’da kurulan ilk Türk beyliği özelliğini taşır.

1202 yılına kadar Saltuklular’ın başkenti olan Erzurum, bu tarihten itibaren Anadolu Selçukluları’na bağlandı. 1242’de Moğollar’ın eline geçen bölge, 1335 yılına kadar İlhanlı egemenliği altında kaldı. İlhanlılar dağılınca Erzurum ve çevresi Eretna Türk beyliğine geçti. 14. yüzyıl sonlarında Karakoyunlular ve sonra Timur, Erzurum’u ele geçirdi. 15. yüzyıl ortalarında Akkoyunlular, 1502’de Safevi Hanedanlığı’nın kurucusu Şah İsmail tarafından ele geçirilen şehir bu dönemde oldukça geriledi. 1514’te Yavuz Sultan Selim, Erzurum’u fethetti. Ancak Safeviler Erzurum’u geri alınca, Kanuni Sultan Süleyman Erzurum’u kesin olarak Osmanlı topraklarına kattı.

Erzurum, bu fetihten sonra Türk yurdu olarak günümüze geldi. Trabzon – Tebriz ticaret yolunun üzerinde bulunan Erzurum, serhat şehri ve İran’a yapılan seferlerin askeri üssü olarak Osmanlı Devleti’nde eyalet konumuna yükseldi. Kültür, sanat, sanayi ve askeri bir merkez haline gelen Erzurum Eyaleti’nin sınırları içinde, Erzincan, Gümüşhane illeri ile Malazgirt ve Kığı ilçeleri de yer almaktaydı.



Yüzyıllarca Türklerin yurdu olan Erzurum, 1829, 1878 ve son olarak I. Dünya Savaşı’nda (1916) Rus ordularının hedefi oldu. Osmanlı Devleti’nin Sarıkamış yenilgisinden sonra Ruslar, Erzurum’a girdiler (16 Şubat 1916). Ancak Türk ordusu, Brest-Litovsk Antlaşması ile birlikte çekilmek zorunda kalan Ruslar’ın silahlandırdığı Ermenilerle savaşarak kenti tekrar geri almayı başardı (12 Mart 1918).

Erzurum, I. Dünya Savaşı’nda işgal edilen Anadolu’nun kurtuluşu için başlatılan mücadelede de kritik rol oynadı. 3 Temmuz 1919’da Erzurum’a gelen Mustafa Kemal Atatürk, 23 Temmuz 1919’da Anadolu’nun değişik illerinden gelen 56 delege ile birlikte Erzurum Kongresi’ni düzenlemesi ile Milli Mücadele’nin en ciddi adımı atıldı. Türkiye Cumhuriyeti, Milli Mücadele’nin sonunda, 29 Ekim 1923 tarihinde kurulurken, Erzurum da bu genç cumhuriyetin en önemli şehirlerinden biri olarak yerini aldı.